
“Gidişatımız hayra alamet değil dostlar” diyorum..
“Başka yönde YÖN buluruz” diyorlar.
“Yürek yaramız var” diyorum..
“Geçmiş olsuna gideriz” diyorlar.
“Öyle değil” diyorum..
-Akşama bakarız” diyorlar.
“Biz böyle değildik” diyorum..
“Nasıldık?” diyorlar.
“Ne oldu bize? ” diyorum..
“Anlamadık” diyorlar.
“Sözümüz senetti bir zamanlar” diyorum..
“Hangi zamanlar?” diyorlar.
**
O unutulmaz, o mükemmel, o muhteşem, o müstesna zamanları anlatayım, unuttuklarımızı hatırlatayım o zaman..
-“Günaydın, hayırlı sabahlar komşum.. Halın, ahvalın nasıl?” demeyi unuttuk..
-Hamdetmeyi unuttuk..
-Şükretmeyi unuttuk..
-Büyüklerimizin karşısında saygılı davranmayı, edepli olmayı unuttuk..
-Sahiplenmeyi unuttuk..
-Aynı yastığa baş koyduğumuz, canımızın yarısı saydığımız, başımıza taç ettiğimiz kadınımıza “kadınıııııııım” diye sarılmayı unuttuk..
-“Allah’ın emri, Peygamber efendimizin kavli” ile başlayan ahlâkı unuttuk..
-Gelinliğimle girdiğim evden kefenimle çıkarım” diyen “elleri öpülesi, başa konası” canlarımızı unuttuk.
**
Neleri unutmadık?
Onu da diyeyim de kelâm “kemâl’e” ersin..
-Aniden parlamayı, kırmayı, dökmeyi, dökünmeyi, üçkağıdı, kibri, küfrü, yalanı, dolanı, adam satmayı, arkadan hançerlemeyi,
3 kuruş için 3 bin takla atmayı, koyun gibi bakmayı, öküz gibi davranmayı, deyyusluğu, itliği, tilkiliği, çakallığı, puştluğu, danalığı, dandikliği, şinanay bakışı, laylaylom takılışı, tatatuka tavrı, hacanalığı, çirkinliği, çirkefliği, yalakalığı, yaranmayı, eğilip bükülmeyi, yılanlaşmayı, yalana sığınmayı, sığlaşmayı, fingirdeşmeyi unutmadık, u-nu-ta-ma-dık.
**
“Bu kafayla olmaz, bizden bir OT” der dururum ya HANİ,
Ahan da bunun içindir YANİ.
SÜLEYMAN CANBOLAT
Usta Gazeteci – EdeAjans Konuk Yazarı

